Sosyoekonomik gelişmişlik ve rekabetçilik endeksinde Türkiye’nin üçüncü ili olan İzmir, aynı zamanda Ege Bölgesi’nin merkezidir. Zengin doğal kaynaklara, yüksek sermaye birikimine, yetişmiş insan gücüne, gelişmiş kurumsal yapıya, bilim ve teknoloji altyapısına ve güçlü ulaşım ağlarına sahiptir.
İzmir, 13.383 milyon TL (2001 cari fiyatlarla) ile Ege Bölgesi GSYİH’sinin neredeyse yarısını oluşturmakta, kişi başına düşen GSYİH’de ise 3.215 $ (3.894 TL) ile Türkiye’nin altıncı ili konumundadır.
Son 10 yıla bakıldığında İzmir’in Türkiye’deki kamu yatırımlarından aldığı payda azalma görülmektedir. 1999’da İzmir’in payı % 4,82 iken 2000 yılında bu oran yarıya düşerek % 2,44 olmuş, 2007’de ise % 1,99’a kadar gerilemiştir.
Türkiye’de sanayinin yoğunlaştığı ikinci bölge olan İzmir, ihracatın ithalatı karşılama oranında da ikinci sıradadır. Ancak, İzmir’in Türkiye ihracatındaki payı düşme eğilimindedir. 2002 yılında bu oran % 7,70 iken 2008’de % 5,96’ya gerilemiştir.
2008 yılında % 11,8 olan işsizlik oranı, ülke ortalamasının üzerinde seyretmekte ve göçlerle birlikte artmaktadır. Nitelikli işgücü ise başka şehirlere göç etmektedir. Kırsal kesimde geçim kaynaklarının yetersizliği ve yüksek işsizlik oranı göze çarpmaktadır.
Şehrin çok sektörlü yapısı, ekonomideki gücün dağılmasına ve uzmanlaşma eksikliğine neden olmaktadır.
İzmir, temel sağlık göstergeleri bakımından ülke ortalamasının üzerinde olsa da, İzmir’de kentsel nüfus yoğunluğunun Türkiye ortalamasından yüksek olması nedeniyle sağlıklı kentleşme, toplum sağlığı gibi konularda verilen hizmetler, ihtiyacı karşılayamamaktadır. Aynı şekilde ildeki sağlık kurumlarının büyük oranda merkezde yoğunlaşmış olması ve bu kurumların çevre ilçe ve illerden gelen talebe de hizmet etmesi sonucu ildeki sağlık hizmetlerinin kapasitesi zorlanmaktadır.
Şehirde yedi adet üniversite bulunmaktadır. Okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde okullaşma oranları Türkiye ortalamasından yüksektir. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı Türkiye ve Ege Bölgesi ortalamalarından düşük olsa da özellikle bazı ilçelerde derslik başına düşen öğrenci sayısı oldukça yüksektir. Mesleki eğitim programları, yerel ekonominin ihtiyacını karşılayamamaktadır.
İzmir 32,4 medyan yaş ile Ege Bölgesi (32,2) ve Türkiye (28,5) medyan yaş değerlerinin üzerindedir. Yaşlı nüfus oranı ise Türkiye’de % 6,84 ve Ege Bölgesi’nde % 8,70 iken İzmir’de % 8,05 düzeyindedir. Bu veriler İzmir’in Türkiye’deki en yaşlı nüfusa sahip illerden biri olduğunu göstermesine karşın, yaşlı nüfusa yönelik sosyal hizmet ve bakım kurumları yeterli değildir. Engellilere yönelik eğitim kurumlarının da sayısı yetersizdir.
İzmir’de çok sayıda kültür ve sanat etkinliği düzenlenmesine karşın, bunlar eşgüdüm içinde gerçekleştirilmemektedir ve bu etkinlikler için gereken altyapı yetersizdir.
Tarımsal üretim İzmir’de ülke geneline göre daha çeşitli alanlarda ve daha yüksek teknolojiyle yapılmaktadır. İzmir özellikle süs bitkileri ve su ürünleri üretiminde ve ayrıca organik tarımda ülkede önemli bir konumdadır. İzmir, üretim değeri, verimlilik ve markalaşma potansiyeli bakımından önemli tarımsal ürünlere sahiptir. Tarım arazileri küçük ve çok parçalıdır, tarımda ortalama işletme büyüklüğü ülke ortalamasının altındadır. Ek olarak, tarım – sanayi entegrasyonu yeterli değildir.
Coğrafi konumu, altyapısı, doğal, kültürel ve arkeolojik değerleri ile İzmir, farklı turizm çeşitleri için potansiyel taşımaktadır. Buna karşın, İzmir’de turistlerin ortalama kalış süresi, konaklama tesislerinin doluluk oranı ve ayrıca otel ve lokanta hizmetlerinde işgücü verimliliği istenen düzeyde değildir. Otel ve lokanta hizmetlerinin İzmir GSYİH’ sine olan katkısı % 2,5 civarında seyrederken, bu sektördeki istihdam payı % 7,9’dur. İzmir’in turizm olanaklarının tanıtımında da yetersizlik söz konusudur. Turizm politikalarında destek ve teşvikler Antalya ve Güney Ege’de yoğunlaşmaktadır.
İzmir’de evsel ısınma ve sanayide kullanılan yakıtların kalitelerine sınırlama getirilmesi ve kullanılan yakıtların denetlenmesi, ayrıca sanayide ve evsel ısınmada doğal gaza geçiş; çevre açısından olumlu gelişmelerdir. Diğer yandan, deniz kirliliği İzmir için bir sorun olmayı sürdürmektedir. Körfez’deki kirliliği önlemek amacıyla 2000 yılında devreye giren arıtma tesisinin varlığı olumlu olsa da, Körfez’deki iyileşme sürecini olumsuz etkileyen bazı kirlilik girdileri devam etmektedir.
Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su potansiyelinin ortalama 614 m3 olduğu İzmir’de “su fakirliği”, atık yönetimi yetersizliği, hava kirliliği, çevre yönetim sistemlerinin kullanım oranının düşük olması, çevreye ilişkin diğer sorunlar arasındadır.
Ulaşım konusunda ise, havaalanı kapasitesinin arttırılmış olması, uluslararası feribot seferlerinin varlığı, turizm ve ticarete hizmet eden limanların bulunması ve ulaşım çeşitliliği gibi, İzmir için olumlu özellikler görülmektedir. Diğer yandan, demiryolu yatırımlarının yetersizliği, İzmir’den ve İzmir’e direkt uçuşların azlığı, denizyolunun yolcu taşımacılığı bakımından yeterince kullanılmaması, şehir içi ve şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığının karayoluna bağımlı olması, İzmir Limanı’nın artan talebi karşılayacak altyapı ve kapasiteye sahip olmaması, kara trafiği ve otopark sorunu İzmir’de ulaşımın zayıf yönleridir.









